| MAZOTLU İNEK |
| MAZOTLU İNEK Törnüklünün biri yazın yaylaya göçmemiş köyde kalmış. Köyde o sene çok sıcak olduğundan ne kendileri sinekten koruna biliyormuş ne de sığırları. Kendilerinden çok sığırlarını düşünen Törnüklü, aklına bir fikir gelmiş, bidonu aldığı gibi benzinciye koşmuş, bir bidon mazot almış ve ineklerin üzerine sürmüş mazotu.Artık ineklere sinek gelmez olmuş ve rahatlamışlar. Bir gün çocuklar inekleri otlatırken birde ne görsünler, mazotun etkisi geçince ineklerin üzerine sinekler konmuş, çocuklar babalarına çağırmışlar. — Babaaaa bizim ineğin mazotu bitti Çocuklarını duyan Babaları cevap vermiş — Tamam, telaşlanmayın el firenini çekin takoz atın gelin… |
| FEMİNİZM KONGRESİ |
| New York'da yapılan Dünya Feminizm Kongresi'nde Amerikan delegesi hanımefendi kürsüye gelmiş: - Geçen yılın kararlarını aynen uyguladım. Eve gider gitmez kocama: - Bundan sonra temiz çamaşır istersen, kendi çamaşırını kendin yıka. İşte makine orda… dedim. İlk gün bir şey görmedim. İkinci gün bir şey görmedim. Üçüncü gün bir baktım, makinenin başında sadece kendi çamaşırlarını değil, benimkileri de yıkıyor.' Ateşli feminist delegeler bu zaferlerini ve yiğit arkadaşlarını alkışlarla kutlamışlar Ardından Alman delegesi söz almış: - Ben de kararımız gereğince kocama: 'Bundan böyle temiz tabakta yemek istiyorsan kendi bulaşığını kendin yıka' dedim… Birinci gün birşey görmedim. İkinci gün bir şey görmedim. Baktım üçüncü gün makinenin başında sadece kendininkileri değil, benim bulaşıklarımı da yıkıyor.' Salon yine feministlerin coşkulu alkışlarıyla inlemiş. Üçüncü konuşmacı bizden biri yani bir Türk feministmiş. Şunları söylemiş; - Türkiye'ye döner dönmez kararımız gereğince kocamla konuştum. Ona dedim ki: 'Bundan böyle yemek yemek istiyorsan, kendin pişirmen gerekecek. İşte mutfak orada..'dedim. Birinci gün bir şey görmedim. İkinci gün birşey görmedim. Üçüncü gün sol gözüm biraz açılır gibi oldu, hafiften görmeye başladım ... |
| FIKRALARIMIZ |
TÖRNÜKLÜ BİLİR Zamanın birinde Giresun’da yol çalışması sırasında, bir dozer kaybolur. Kimse dozerin nerede ve nasıl kaybolduğunu bilemezmiş. Resmi makam, kurum kuruluş ve halk bir olmuş başlamışlar dozeri aramaya, ama mümkün mü? Dozeri bulmak. Tam bu sırada içlerinden biri durun! ‘’buldum’’ demiş. Herkes merak içinde adam dönmüş ve adam; ‘’Biz bu dozeri böyle aramayla bulamayız, nerede battığını bile bilmiyoruz. Bunu bilse bilse Törnük’lü bilir. Ben gidip sorayım da geleyim’’ demiş Adam koyulmuş yola Doğankent yukarı Törnüğ’e yol olmadığından yürümeye başlamış. Acaba yol uzak mı bulabilir miyim diye düşünürken bir adama (Törnük’lü) rastlamış. Törnük’lü adamın yabancı ve uzak yoldan geldiğini, anlar ve nerelisin diye sorar. Adam umursamaz bir tavırla Giresunluyum der. Törnük’lü ya hemşerim! Arıburnu’nda bir gemi batmış o gemi bulundu mu deyince adam, sen Törnük’lü müsün der ve geri döner. TIRMIT KÖKÜ Günyüzü Köyü’nün tırmıt sektöründe gelişmesini sağlayan, Ali kızı Gülizar abla ormandan topladığı Tırmıtları satmak için, Tirebolu’ya iner ve satmaya başlar. Müşterinin bir tanesi Ali kızı Gülizar abla döner ve şunu söyler: "Siz bu tırmıtları satıyorsunuz tamam anladım ama bu köklerini niye ayırmıyorsunuz, yoksa kilosu fazla gelsin diye mi? " Bunu duyan Ali kızı Gülizar abla cevabı hemen yapıştırır adamın anlına "Siz bizim köye sattığınız hamsilerin kafasını ayıklayıp damı gönderiyorsunuz? " Bunu duyan müşteri haklısın hanımefendi der. BU PARA ÇOK FAZLA (100 KRUŞ) Elma teyzenin çobancılığı dönemlerinde başka bir sürüden ayrılan koyun Elma teyzenin koyun sürüsüne karışmış. Bunu fark eden Elma teyze koyunun sahibini bulmuş ve koyunu teslim etmiş. Sürü sahibi Elma teyzenin bu jestine karşılık 50 kuruş vermek istemiş. Parayı gören Elma teyze parayı geri çevirerek, biz çobanlar birbirimize bu konuda her zaman yardımcı oluruz. Ben insanlık adına Allah rızası için yaptım dese de sürü sahibi ısrarla parayı vermeye çalışmış. Elma teyze sürü sahibini yalvarmasına daha fazla dayanamayarak parayı bir şartla kabul erdim demiş. Sürü sahibi her şartın kabul diyerek şartını sormuş. Elma teyze sürü sahibine dönerek; gardaşım! Bu iyiliğin karşılığı bu kadar para değil, bu para bana çok fazla, sen bu 50 kuruşu al, bana 100 kuruş ver demiş. ELLİ KURUŞ Yoksulluğun baş kaldırdığı, paranın pulun geçmediği yalnız ekmek ile suyun bilindiği Muhacirlik döneminde, Mahmut kızı Emine ile Kezban anne fındık satmaya gitmişler. Diyar diyar gezerken bir alıcıya rastlamışlar. Emine ile Kezban annenin ihtiyaçlı ve uzak yoldan geldiğini anlayan alıcı daha fazla dolaşıp yorulmalarına gönlü razı olmayarak bütün fındıklara talip olmuş ve 60 kuruştan almaya karar vermiş. Kezban anne 60 kuruşluk fiyata razı olmuş ve lakin Mahmut kızı Emine anne bu fiyata itiraz etmiş. Alıcıya dönerek ben bu fiyata vermem fındıkları demiş. Alıcı; Teyze sen kaç paradan vereceksin fındıkları demiş, Mahmut kızı Emine anne kendinden emin bir şekilde ben 50 kurutan aşa vermem fındıkları demiş. Alıcı bu istek üzerine bütün fındıkları 50 kuruştan almış. (elli kuruş kâğıt ve bütün para olduğundan, büyük para olarak kalmış hafızalarda) SEN BUNLARI AKŞAM DOLDURDUN Sami Uzun emeklilik işlemlerini halletmek için sabah saat beşte kalkar ve otobüse binip, gidecek olduğu yere erken varmak ister, otobüs gelir. tıklım tıklımdır ve kendiside binmeye çalışır, zor mor ön ayağını atar otobüsün ön kapısından, kaptana sorar ya kaptan bey sen bunları akşamdan mı doldurdun buraya Sami Uzun bir sonraki durakta iner ama millet halen gülmeye devam ederler, birazda Büyükşehir’in bu haline… FASAFİSO ve TAKATUKA Törnüklü baltasını çelikletmek üzere Demirciler (Harıt) Köyüne gider.Usta alır baltayı eline, tek çalıştığı için Törnüklüye der;Geç Körüğün başına çevir.Törnüklü çevirir körüğü. Demir iyice kızınca;Harıtlı;Al balyozu eline der.Törnüklü ustanın tarif ettiği yere vurur.Derken balta tamam olmuştur.Usta alır baltayı eline ileriye doğru uzatır.Bir gözünü kapatıp, bakar; tamam iyi, güzel olmuştur der. Törnüklü alır baltayı dükkandan çıkmak üzeredir.Harıtlı seslenir;Hemşehrim parayı vermedin der.Sorar Törnüklü kaç lira? Harıtlı;10 Lira Törnüklü ; Arkadaş bunun FASAFİSOSU (Körük Çevirmek) benden, TAKATUKASI(Balyozla Demir Döğmek)benden...ha böyle yan gene bakmak 10 lira eder mi der, ama parayı verip gider. (Hasan TEN) ORUÇ Dursun Temel e sormuş : TRAFIK POLISI Yurt dışında trafik polisliği yapan Temel aksama kadar bir ceza bile kesemez. Tam eve dönecek bisikletiyle giden bir adamı durdurur sana ceza keseceğim der. Adam cevap verir. Sen bana ceza kesemezsin der. Temel neden kesemem diye sorar. Adam benim bir omzumda İsa bir omzunda da Meryem var ben kilise papazıyım der. Temel simdi s.çtum ağzına bir bisiklette 3 kişi ha der… SÜPER ZEKÂ KARADENİZLİ Erzurumlu Bayan Erzurum da trafik ışıklarında kırmızı yanarken geçmiş. Durumu fark Polis Erzurumlu bayana cezayı kesmiş. Cezayı hazmedemeyen Erzurumlu bayan derdini Rizeli bir arkadaşına anlatır —Erzurum da kırmızı ışıkta karsıya geçerken polis bana ceza yazdı... —Rizeli: Eee o ki öyle gaçaydin, arkanda plakamı yazayı... RADAR Yaşlı adamın biri arabasıyla giderken trafik polisi durduruyor hacı dur ceza keseceğim sana hacıda ben ne yaptım memur bey der memurda radara gırdınder adamda yemedik radarını çıkarız ordan der :))))) MAHKEME Bu olay gerçektir. Ama kim olduğunu bilmiyorum. Törnüklü hemşerimden bir tanesi Torul'a Mahkemeye gitmiş Mahkeme salonunda beklerken mübaşirlerden bir tanesi Kürtün den gelenler öğleden sonra mahkeme görecek diyor. Bunu duyan hemşerim bos durmuyor hemen Hâkim Beyin odasına giriyor. Hâkim bey buyur dayı diyor. Bizimkide, Hâkim Bey kürtün den gelenler öğleden sonra mahkemeye girecek diyorlar. Benim köyüm kürtüne 30 km. diyor. Araba bulmada sıkıntı çekiyorum siz benim dosyamı bana verin diyor. Hâkim bey şaşırıyor. Dayı sen dosyayı ne yapacaksın diyor. Ben gidip Gümüşhane de mahkememi görüp dosyayı sana getireceğim diyor. Bu söz üzerine Hâkim Bey bekle dayı diyor senin mahkemeni öğleden önce göreceğim diyor. Fıkra: Şaban KARA TEMEL FIKRASI temel bir gün eczaneye gitmiş tavuk varmidur diye sormuş, eczaneci ise kardeşim burası eczane tavuk bulunmaz diye cevap vermiş. ikinci gün temel tekrar eczanye gelir tavuk varmidur diye sormuş eczacı tekrar yok kardeşim burası eczane tavuk bulunmaz demiş, ertesi gün temel üçüncü kez eczeneye gelir tavuk varmidur diye sormuş eczacı sinirlenmiş yok kardeşim burası eczane tavuk bulunmaz diye cevap vermiş temel de yoksa o zaman cama tavuk yoktur diye yaz demiş eczacı öfkeyle cama tavuk yoktur diye yazmış, bir gün sonra temel yine eczaneye gelmiş tavuk ne zaman gelecek diye sormuş....ANTALYA DAN SELAMLAR Mustafa ŞAHİN LAZ MİSUN? GÜNEŞ Bir mecliste konuşulurken, TEMEL UÇAKTA Temel uçakla Trabzon'a gidecekmiş. Oturmuş bir yere rastgele. Asıl yer sahibi gelmiş: - "Beyfendi burası benim yerim kalkar mısınız?" - "Hayır." - "Beyfendi burası benim yerim kalkın." - "Hayır." Yer sahibi gider hostese başvurur. - "Beyfendi burası sizin yeriniz değil, kalkar mısınız lütfen?" - "Kalkmam." Hostes çare bulamayınca kaptana başvurur. Kaptan, Temel'in kulağına bir şey fısıldar ve Temel kalkar, arka tarafa oturur. Herkes hayret etmiş durumdadır, "biz bu kadar uğraştık kalkmadı acaba kaptan nasıl kaldırdı bunu" diye. Dayanamıyorlar, Kaptan'a soruyorlar: - "Dedim ki burası Trabzon'a gitmez.." BENİM NE YİYİP İÇTİĞİMİ SORMAZSINIZ... Nasrettin Hoca, bir köyde vaaz veriyormuş. Laf arasında Hazreti İsa'nin gögün dördüncü GEÇİRMEZSEN GEÇİRME Törnüklü lisede okuyormuş, İngilizceye de fazla kafası çalışmıyormuş, hocam ne olursun beni İngilizceden geçir demiş, hoca hayır ben seni İngilizceden geçiremem demiş, ısrar etmiş ama bir türlü hoca kabul etmemiş, törnüklü bu sefer İngilizce hocasına dönerek, ---Geçirmesen geçirme, ben İngilizceyi törnüklü ile konuşacak değilim ya... VALLAHA BEN DE YENI GELDIM TEMEL apartmanın onikinci katından düşmüş. Arkadasları hemen gelip sormuşlar: ALLAH BİLİYOR Nasreddin Hoca bir cimri tanıdığının evine gittiğinde tanıdığı ona bayat ekmek ile bir tabak bal ikram etmiş. Nasreddin Hoca bayat ekmeği dişi kesmeyince sinirinden balı kaşıkla yemeye başlamış.Ev sahibinin gözü yerinden oynamış : BAKLAVA Hoca aksamleyin eve dogru yururken, baklava seven bir koyluyle karsilasir. TEMEL VE MAYMUN Nasa uzay üssünde yeni bir deneme yapılıyormuş. Gönüllü başvuranlar arasından Temel, astronot adayı olarak seçilmiş. Ön elemede oldukça sıkı testleri geçen Temel; 3 aylik ikinci bir eğitim ile iyi bir astronot olabilmiş. Beklenen an gelmiş ve Temel bir maymunla birlikte uzay mekiğine binerek havalanmış. Atmosfer aşıldıktan sonra Temel'in ilk işi; kendisine sıkı sıkıya söylenildiği gibi zarfları açıp maymunun ve kendisinin görev kartlarını okumak olmuş. Maymunun görevleri: "Yerküre ile bağlantıyı sürekli kontrol altında tutmak; her 2 saatte bir yörüngedeki sapmaları ayarlamak; füze içindeki hava basıncı, ısı, iletkenlik değerlerini aşağıya bildirmek; yakıt harcamasını ve motorların sırasını belirlemek..." diye devam ederken; okumaktan sıkılan Temel, kendi görev kartını açmış : "Maymunu iyi besle!" |
| TEMEL FIKRALARI |
ADAMI GÖZÜMÜN ÖNÜNE GETİRİRİM -Pir şiçayetum vardur. |