MAZOTLU İNEK
MAZOTLU İNEK
 
Törnüklünün biri yazın yaylaya göçmemiş köyde kalmış. Köyde o sene çok sıcak olduğundan ne kendileri sinekten koruna biliyormuş ne de sığırları.
 
Kendilerinden çok sığırlarını düşünen Törnüklü, aklına bir fikir gelmiş, bidonu aldığı gibi benzinciye koşmuş, bir bidon mazot almış ve ineklerin üzerine sürmüş mazotu.
Artık ineklere sinek gelmez olmuş ve rahatlamışlar.
 
Bir gün çocuklar inekleri otlatırken birde ne görsünler, mazotun etkisi geçince ineklerin üzerine sinekler konmuş, çocuklar babalarına çağırmışlar.
 
—    Babaaaa bizim ineğin mazotu bitti
  
Çocuklarını duyan Babaları cevap vermiş
 
— Tamam, telaşlanmayın el firenini çekin takoz atın gelin…
FEMİNİZM KONGRESİ
New York'da yapılan Dünya Feminizm Kongresi'nde Amerikan delegesi hanımefendi kürsüye gelmiş:

- Geçen yılın kararlarını aynen uyguladım. Eve gider gitmez kocama:

- Bundan sonra temiz çamaşır istersen, kendi çamaşırını kendin yıka. İşte makine orda… dedim. İlk gün bir şey görmedim. İkinci gün bir şey görmedim. Üçüncü gün bir baktım, makinenin başında sadece kendi çamaşırlarını değil, benimkileri de yıkıyor.'

Ateşli feminist delegeler bu zaferlerini ve yiğit arkadaşlarını alkışlarla kutlamışlar

Ardından Alman delegesi söz almış:

- Ben de kararımız gereğince kocama: 'Bundan böyle temiz tabakta yemek istiyorsan
kendi bulaşığını kendin yıka' dedim… Birinci gün birşey görmedim. İkinci gün bir şey görmedim. Baktım üçüncü gün makinenin başında sadece kendininkileri değil, benim bulaşıklarımı da yıkıyor.'

Salon yine feministlerin coşkulu alkışlarıyla inlemiş.

Üçüncü konuşmacı bizden biri yani bir Türk feministmiş. Şunları söylemiş;

- Türkiye'ye döner dönmez kararımız gereğince kocamla konuştum. Ona dedim ki: 'Bundan böyle yemek yemek istiyorsan, kendin pişirmen gerekecek. İşte mutfak orada..'dedim. Birinci gün bir şey görmedim. İkinci gün birşey görmedim. Üçüncü gün sol gözüm biraz açılır gibi oldu, hafiften görmeye başladım ...
FIKRALARIMIZ

TÖRNÜKLÜ BİLİR

Zamanın birinde Giresun’da yol çalışması sırasında, bir dozer kaybolur. Kimse dozerin nerede ve nasıl kaybolduğunu bilemezmiş.

Resmi makam, kurum kuruluş ve halk bir olmuş başlamışlar dozeri aramaya, ama mümkün mü? Dozeri bulmak. Tam bu sırada içlerinden biri durun! ‘’buldum’’ demiş. Herkes merak içinde adam dönmüş ve adam;

‘’Biz bu dozeri böyle aramayla bulamayız, nerede battığını bile bilmiyoruz. Bunu bilse bilse Törnük’lü bilir. Ben gidip sorayım da geleyim’’ demiş

Adam koyulmuş yola Doğankent yukarı Törnüğ’e yol olmadığından yürümeye başlamış. Acaba yol uzak mı bulabilir miyim diye düşünürken bir adama (Törnük’lü) rastlamış. Törnük’lü adamın yabancı ve uzak yoldan geldiğini, anlar ve nerelisin diye sorar. Adam umursamaz bir tavırla Giresunluyum der.

Törnük’lü ya hemşerim! Arıburnu’nda bir gemi batmış o gemi bulundu mu deyince adam, sen Törnük’lü müsün der ve geri döner. 

TIRMIT KÖKÜ

Günyüzü Köyü’nün tırmıt sektöründe gelişmesini sağlayan, Ali kızı Gülizar abla ormandan topladığı Tırmıtları satmak için, Tirebolu’ya iner ve satmaya başlar.

Müşterinin bir tanesi Ali kızı Gülizar abla döner ve şunu söyler:

"Siz bu tırmıtları satıyorsunuz tamam anladım ama bu köklerini niye ayırmıyorsunuz, yoksa kilosu fazla gelsin diye mi? "

Bunu duyan Ali kızı Gülizar abla cevabı hemen yapıştırır adamın anlına

"Siz bizim köye sattığınız hamsilerin kafasını ayıklayıp damı gönderiyorsunuz? "

Bunu duyan müşteri haklısın hanımefendi der. 

BU PARA ÇOK FAZLA (100 KRUŞ)

Elma teyzenin çobancılığı dönemlerinde başka bir sürüden ayrılan koyun Elma teyzenin koyun sürüsüne karışmış. Bunu fark eden Elma teyze koyunun sahibini bulmuş ve koyunu teslim etmiş.

Sürü sahibi Elma teyzenin bu jestine karşılık 50 kuruş vermek istemiş.

Parayı gören Elma teyze parayı geri çevirerek, biz çobanlar birbirimize bu konuda her zaman yardımcı oluruz. Ben insanlık adına Allah rızası için yaptım dese de sürü sahibi ısrarla parayı vermeye çalışmış.

Elma teyze sürü sahibini yalvarmasına daha fazla dayanamayarak parayı bir şartla kabul erdim demiş. Sürü sahibi her şartın kabul diyerek şartını sormuş.

Elma teyze sürü sahibine dönerek; gardaşım! Bu iyiliğin karşılığı bu kadar para değil, bu para bana çok fazla, sen bu 50 kuruşu al, bana 100 kuruş ver demiş. 

ELLİ KURUŞ

Yoksulluğun baş kaldırdığı, paranın pulun geçmediği yalnız ekmek ile suyun bilindiği Muhacirlik döneminde, Mahmut kızı Emine ile Kezban anne fındık satmaya gitmişler. Diyar diyar gezerken bir alıcıya rastlamışlar.

Emine ile Kezban annenin ihtiyaçlı ve uzak yoldan geldiğini anlayan alıcı daha fazla dolaşıp yorulmalarına gönlü razı olmayarak bütün fındıklara talip olmuş ve 60 kuruştan almaya karar vermiş.

Kezban anne 60 kuruşluk fiyata razı olmuş ve lakin Mahmut kızı Emine anne bu fiyata itiraz etmiş. Alıcıya dönerek ben bu fiyata vermem fındıkları demiş.

Alıcı; Teyze sen kaç paradan vereceksin fındıkları demiş,

Mahmut kızı Emine anne kendinden emin bir şekilde ben 50 kurutan aşa vermem fındıkları demiş.

Alıcı bu istek üzerine bütün fındıkları 50 kuruştan almış.

(elli kuruş kâğıt ve bütün para olduğundan, büyük para olarak kalmış hafızalarda) 

SEN BUNLARI AKŞAM DOLDURDUN

Sami Uzun emeklilik işlemlerini halletmek için sabah saat beşte kalkar ve otobüse binip, gidecek olduğu yere erken varmak ister, otobüs gelir. tıklım tıklımdır ve kendiside binmeye çalışır, zor mor ön ayağını atar otobüsün ön kapısından, kaptana sorar ya kaptan bey sen bunları akşamdan mı doldurdun buraya

Sami Uzun bir sonraki durakta iner ama millet halen gülmeye devam ederler, birazda Büyükşehir’in bu haline… 

FASAFİSO ve TAKATUKA

Törnüklü baltasını çelikletmek üzere Demirciler (Harıt) Köyüne gider.Usta alır baltayı eline, tek çalıştığı için Törnüklüye der;Geç Körüğün başına çevir.Törnüklü çevirir körüğü.

Demir iyice kızınca;Harıtlı;Al balyozu eline der.Törnüklü  ustanın tarif ettiği yere  vurur.Derken balta tamam olmuştur.Usta alır baltayı eline ileriye doğru uzatır.Bir gözünü kapatıp, bakar; tamam  iyi, güzel olmuştur der.

Törnüklü alır baltayı dükkandan çıkmak üzeredir.Harıtlı seslenir;Hemşehrim parayı vermedin der.Sorar Törnüklü kaç lira? Harıtlı;10 Lira

Törnüklü ; Arkadaş bunun FASAFİSOSU (Körük Çevirmek) benden, TAKATUKASI(Balyozla Demir Döğmek)benden...ha böyle yan gene bakmak 10 lira eder mi der, ama parayı verip gider.

(Hasan TEN) 

ORUÇ

Dursun Temel e sormuş :
- Uşağım oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyebilursun? Temel: 100 tane yerim valla... Dursun: Hadi oradan yesen yesen 1 tane yersin geriye kalan 99 hamsiyi oruçsuz yersin... Bu espri Temel in acayip hoşuna gitmis.
Yolda Cemal i görmüş ve hemen sormuş - Uşağım oruçlu oruç’lu kaç hamsi yiyebiliyor musun? Cemal: 50 tane yerim ben...
Temel: Tüh be uşağım 100 deseydin sana müthiş bir eskiri yapacaktım.
 

TRAFIK POLISI

Yurt dışında trafik polisliği yapan Temel aksama kadar bir ceza bile kesemez. Tam eve dönecek bisikletiyle giden bir adamı durdurur sana ceza keseceğim der.

Adam cevap verir. Sen bana ceza kesemezsin der. Temel neden kesemem diye sorar. Adam benim bir omzumda İsa bir omzunda da Meryem var ben kilise papazıyım der. Temel simdi s.çtum ağzına bir bisiklette 3 kişi ha der… 

SÜPER ZEKÂ KARADENİZLİ

Erzurumlu Bayan Erzurum da trafik ışıklarında kırmızı yanarken geçmiş. Durumu fark Polis Erzurumlu bayana cezayı kesmiş.

Cezayı hazmedemeyen Erzurumlu bayan derdini Rizeli bir arkadaşına anlatır

—Erzurum da kırmızı ışıkta karsıya geçerken polis bana ceza yazdı...

—Rizeli: Eee o ki öyle gaçaydin, arkanda plakamı yazayı... 

RADAR

Yaşlı adamın biri arabasıyla giderken trafik polisi durduruyor hacı dur ceza keseceğim sana hacıda ben ne yaptım memur bey der memurda radara gırdınder adamda yemedik radarını çıkarız ordan der :)))))

MAHKEME

Bu olay gerçektir. Ama kim olduğunu bilmiyorum. Törnüklü hemşerimden bir tanesi Torul'a Mahkemeye gitmiş Mahkeme salonunda beklerken mübaşirlerden bir tanesi Kürtün den gelenler öğleden sonra mahkeme görecek diyor. Bunu duyan hemşerim bos durmuyor hemen Hâkim Beyin odasına giriyor. Hâkim bey buyur dayı diyor. Bizimkide, Hâkim Bey kürtün den gelenler öğleden sonra mahkemeye girecek diyorlar. Benim köyüm kürtüne 30 km. diyor. Araba bulmada sıkıntı çekiyorum siz benim dosyamı bana verin diyor. Hâkim bey şaşırıyor. Dayı sen dosyayı ne yapacaksın diyor.

Ben gidip Gümüşhane de mahkememi görüp dosyayı sana getireceğim diyor.  Bu söz üzerine Hâkim Bey bekle dayı diyor senin mahkemeni öğleden önce göreceğim diyor.

Fıkra: Şaban KARA 

TEMEL FIKRASI

temel bir gün eczaneye gitmiş tavuk varmidur diye sormuş, eczaneci ise kardeşim burası eczane tavuk bulunmaz diye cevap vermiş. ikinci gün temel tekrar eczanye gelir tavuk varmidur diye sormuş eczacı tekrar yok kardeşim burası eczane tavuk bulunmaz demiş, ertesi gün temel üçüncü kez eczeneye gelir tavuk varmidur diye sormuş eczacı sinirlenmiş yok kardeşim burası eczane tavuk bulunmaz diye cevap vermiş temel de yoksa o zaman cama tavuk yoktur diye yaz demiş eczacı öfkeyle cama tavuk yoktur diye yazmış, bir gün sonra temel yine eczaneye gelmiş tavuk ne zaman gelecek diye sormuş....ANTALYA DAN SELAMLAR

Mustafa ŞAHİN 

LAZ MİSUN?
Temel Londra`da otelin birinin odasında kara kara düşünüyor."ulan" diyor Ben aşağıdan içki isterken laz olduğum anlaşılır mı acaba? Geçiyor aynanın karşısına ve prova yapıyor....
- Bana bir fisku.. yok böyle anlarlar
- Bana bir raki.. "yok" diyor "böyle de anlarlar..."
- Bana bir bira....Tamam diyor böyle iyi anlamazlar......Ve aşağıya iniyor,Masaya dirseklerini dayıyor ve sesleniyor. "Barmen bana bir bira. Barmen Temeli biraz süzdükten sonra soruyor:
- Birader sen laz mısın? Temel
- uuuy nasıl anladın diyor;
- Burası resepsiyon bar karşıda
 

GÜNEŞ

Bir mecliste konuşulurken,
Amerikalı :
-biz mars'a gideceğiz, demiş.
Alman :
-biz yakıtsız giden otomobil üreteceğiz, demiş.
Fransız :
-atom bombasını etkisiz hale getirecek projelerimiz var, demiş.
Bizim karadenizli de onlardan geri kalmamak için :
-biz de güneşe gideceğiz, demiş.
-güneşe gidemezsiniz, demişler. güneş yakar.
Karadenizli gülümsemiş :
-o kadar da enayi değiliz, tabi, demiş. akşam serinliğinde gideceğiz
 

TEMEL UÇAKTA

Temel uçakla Trabzon'a gidecekmiş. Oturmuş bir yere rastgele. Asıl yer sahibi gelmiş: - "Beyfendi burası benim yerim kalkar mısınız?" - "Hayır." - "Beyfendi burası benim yerim kalkın." - "Hayır." Yer sahibi gider hostese başvurur. - "Beyfendi burası sizin yeriniz değil, kalkar mısınız lütfen?" - "Kalkmam." Hostes çare bulamayınca kaptana başvurur. Kaptan, Temel'in kulağına bir şey fısıldar ve Temel kalkar, arka tarafa oturur. Herkes hayret etmiş durumdadır, "biz bu kadar uğraştık kalkmadı acaba kaptan nasıl kaldırdı bunu" diye. Dayanamıyorlar, Kaptan'a soruyorlar: - "Dedim ki burası Trabzon'a gitmez.." 

BENİM NE YİYİP İÇTİĞİMİ SORMAZSINIZ...

Nasrettin Hoca, bir köyde vaaz veriyormuş. Laf arasında Hazreti İsa'nin gögün dördüncü  
katında olduğunu söylemiş...  
Vaazdan sonra, bir kadin Hoca'ya yanaşmış :  
-Hazreti İsa, orada ne yer, ne içer?, demiş.  
Hoca'nin tepesi atmış :  
-Ey hatun, köyünüze geleli şunca zaman oldu, benim ne yiyip,  
içtiğimi sormazsın da, Allah'in peygamberini sorarsın!
 

GEÇİRMEZSEN GEÇİRME

Törnüklü lisede okuyormuş, İngilizceye de fazla kafası çalışmıyormuş, hocam ne olursun beni İngilizceden geçir demiş, hoca hayır ben seni İngilizceden geçiremem demiş, ısrar etmiş ama bir türlü hoca kabul etmemiş, törnüklü bu sefer İngilizce hocasına dönerek,

---Geçirmesen geçirme, ben İngilizceyi törnüklü ile konuşacak değilim ya... 

VALLAHA BEN DE YENI GELDIM

TEMEL apartmanın onikinci katından düşmüş. Arkadasları hemen gelip sormuşlar:
"Ne oldu lan Temel" demişler.
Temel'de:"VALLAHA BEN DE YENI GELDIM" demiş.
 

ALLAH BİLİYOR

Nasreddin Hoca bir cimri tanıdığının evine gittiğinde tanıdığı ona bayat ekmek ile bir tabak bal ikram etmiş. Nasreddin Hoca bayat ekmeği dişi kesmeyince sinirinden balı kaşıkla yemeye başlamış.Ev sahibinin gözü yerinden oynamış :  
-Aman efendim, bal ekmekle yenmez ise, insanın içini sıyırır, demiş.  
Nasreddin Hoca hiç ses çıkarmadan balı bitirmiş ve :  
-Kimin içinin  sıyrıldığını Allah biliyor, demiş
 

BAKLAVA

Hoca aksamleyin eve dogru yururken, baklava seven bir koyluyle karsilasir.
-Hoca, kisa bir sure once bir adam buyuk bir tepsi baklava goturuyordu...
-Beni ilgilendirmez!
-Fakat adam tepsiyi sizin eve goturuyordu.
-O zaman seni ilgilendirmez!
 

TEMEL VE MAYMUN

Nasa uzay üssünde yeni bir deneme yapılıyormuş. Gönüllü başvuranlar arasından Temel, astronot adayı olarak seçilmiş. Ön elemede oldukça sıkı testleri geçen Temel; 3 aylik ikinci bir eğitim ile iyi bir astronot olabilmiş. Beklenen an gelmiş ve Temel bir maymunla birlikte uzay mekiğine binerek havalanmış. Atmosfer aşıldıktan sonra Temel'in ilk işi; kendisine sıkı sıkıya söylenildiği gibi zarfları açıp maymunun ve kendisinin görev kartlarını okumak olmuş. Maymunun görevleri: "Yerküre ile bağlantıyı sürekli kontrol altında tutmak; her 2 saatte bir yörüngedeki sapmaları ayarlamak; füze içindeki hava basıncı, ısı, iletkenlik değerlerini aşağıya bildirmek; yakıt harcamasını ve motorların sırasını belirlemek..." diye devam ederken; okumaktan sıkılan Temel, kendi görev kartını açmış : "Maymunu iyi besle!"

TEMEL FIKRALARI

ADAMI GÖZÜMÜN ÖNÜNE GETİRİRİM
Arkadaşı Karadenizliye sormuş:
-Yalnızken kendi kendine konuşma huyun var mıdır?
-Ben kendi kendime konumam, demiş karadenizli.Adamı gözümün önüne
getiririm, öyle konuşurum.

AĞAÇLARADAN GÖREMİYORUM

Temelle Dursun ormanda yürüyorlar.Bir ara Temel Dursuna sesleniyor :
-Dursun ormanın güzelliğine bak.
Dursun: -
Ağaçlardan göremiyorumki.

AKŞAM SERİNLİĞİNDE
Bir mecliste konuşulurken,
Amerikalı :
-Biz Mars'a gideceğiz, demiş.
Alman :
-Biz yakıtsız giden otomobil üreteceğiz, demiş.
Fransız :
-Atom bombasını etkisiz hale getirecek projelerimiz var, demiş.
Bizim Karadenizli de onlardan geri kalmamak için :
-Biz de güneşe gideceğiz, demiş.
-Güneşe gidemezsiniz, demişler. Güneş yakar.
Karadenizli gülümsemiş :
-O kadar da enayi değiliz, tabi, demiş. Akşam serinliğinde gideceğiz.

ALERJİ
Temel, Cemal'e :
-Fadime'nin kürke alerjisi var.
-Nerden pileysun?
-Ne zaman kürk giymiş pi avrat cörse hastalanayı.

ANLAMLI ANLAMLI
Karadenizlinin biri hemşerisine anlatıyor :
-Dün belediye otobüsüne bindim; yan koltuktaki adam bilet almamışım gibi bana anlamlı anlamlı baktı.
-Sen ne yaptın?
-Bende bilet almışım gibi anlamlı anlamlı ona baktım.

ARABAM DIŞARIDA
Temel kırtasiye'ye girmiş, tezgahtara :
-Pana pir roman lazum, demiş.
Kırtasiye tezgahtarı sormuş :
-Efendim agır mı olsun hafif mi?
Temel :
-Farketmez, nasul olsa arabam dısarudadur.

ARABASINI SATMIŞ
Temel'e rüyasında Allah yürü ya kulum demiş. Temel'de arabasını satmış.

ARİTMETİK
Aritmetik öğretmeni Temel öğrencilerinden şikayet ediyormuş : -
Derste peş kere peş kaç ediy, diye sorayrum, kırk cevapı alayrum.Halbuki peş kere peş yirmi peş, pilemedun otuz

ARKADAŞIN OLDUĞUM İÇİN Mİ?
Adamın biri karadenizli arkadaşına "eşek" demiş.
Karadenizli sormuş :
-Eşek olduğum için mi arkadaşınım; yoksa arkadaşın olduğum için mi eşeğim?

ASANSÖR
Temel kapıcı, çalıştığı on katlı binanın asansörü bozulunca bir kağıt asıyor, üstünde şu yazılar var : "Asansör pozuk, en yakın asansör yüz metre ileride, yandaki pinadadur"

ASLAN
Temel hayvanat bahçesinde gezerken açık bulduğu bir kafesten içeri dalmış.
-Hoop, dur ne yapıyorsun, orası aslan kafesi, diye bağırışmışlar.Temel geri dönmüş,
-Sankim aslanınızı yedük, demiş.

ASMAK
Dursun evinden çıktığında birde bakar ki komşusu Temel kendini belinden ağaca asmış halde duruyor.Hemen gidip ipi ağaçtan çözer.Komşusunu ağaçtan indirdikten sonra merakla sorar :
-Ha sen ne yapayudun öyle?
-Hiç kendimi asaydum...
-Ha uşağum, penum pildiğum insan poynundan asılayi.
Temel üzgün ve çaresiz bir halde komşusu Dursun'a baktıktan sonra cevap verir :
-Ben de öyle yapmişudum.Ama ipu poynima pağladığum zaman bi türlü nefes alamayrum.

AŞAĞISI BİR İŞ DÜŞÜNÜYOR
Karadanizliye sormuşlar :
-Neden baştaki saç ağarıyor da, aşağıdaki ağarmıyor?
-Aşağısı bir iş düşünüyor, yukarısı bin iş düşünüyorda ondan, demiş Karadenizli.

ATALARIMIZ TELSİZ TELEFON KULLANMIŞLAR!!!
Temel bilim adamı iken bir arkeoloji araştırmaları konferansına davet edilir.Amerikalılar anlatmaya başlar :
-Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 25 metre aşağı indik ve telefon kabloları bulduk.Öyleyse bizim atalarımız asırlar önce telefon kullanmışlardır.
Sıra Türkiyeye gelir ve Temel başlar anlatmaya:
-Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 50 metre aşağı indik ama birşey bulamadık.Öyleyse atalarımız telsiz telefon kullanmışlardır.

AT YARIŞI
At yarışına merak saran Temel bir gün hipordroma gider. Yalnız önünde delicesine bir o yana bir bu yana koşan atlara akıl erdiremez ve dayanamayarak yanındakine sorar.
-Hah hemşerim bu atlar ne deli gibi koşup duruyor.
Adam da :
-1. olana ikramiye var da ondan, der.
Temel de cevap vererek :
-Hah 1. olana para varda ötekiler niye koşup duruyor.

ATTA GİDECEĞİZ
Azrail Temel'in canını almak için gelmişti. Temel hemen bir çare buldu. İsaret parmağını ağzına sokup, ağuk guğuk sesleri de çıkararak bebek taklıdı yaptı. Azrail durumu anlamış ve Temel'in oyununu bozmamış, gitmiş. Ertesi ve daha ertesi günü Temel yine aynı numarayı yapmış ve kurtulmuş. Hatta daha ileri giderek kendisine birde emzik bile almış. Azrail yine gelmiş, Temel hemen yerde emeklemeye baslamış.
Azrail Temel'e :
-Temel gel attaaaa gideceğiz.

AYAĞIMI DENİZE SOKUP
Temel her gün köyden evine gidince paçaları ıslak gidiyormuş. Bir gün köylünün biri sormuş :
-Ya Temel neden senin paçaların hep ıslak?
Temel akıllı ya :
-Deniz kenarına gittiğim zaman bir sigara içiyorum sonra bu sigarayı denize atıyorum. Ondan sonra söndüğünden emin olmak için ayağımı denize sokup tekrar söndürüyorum.

AYAKKABI
Temel işe girmek için sözlü sınava giriyor.Çok heyecanlı, bir önceki adaya soruyor :
-Ne sorayiler?
-Ayakkabı.
Temel'in sırası geliyor, bilsin diye kolay soruyorlar :
-Dört ayaklıdır, miyav miyav der.
Temel soruyor :
-Bağcıkli midur?

AYNI YAŞTA TEĞİL MİDUR?
Temel yaşlanmış ve sol ayağı devamlı ağrımaya başlamıştır. Ağrılara dayanamayan Temel günün birinde doktora gitmiş :
-Eyi çünler toktor pey.
-Buyrun size nasıl yardımcı olabilirim.

-Pir şiçayetum vardur.
-Anlatın sizi dinliyorum.
-Haçan pubenim sol ayağım tevamli olarak ağrımaktadır.
Temeli kısa bir süre inceleyen doktor teşhisini koyar.
-Efendim sizin sorununuz yaşlılıktan meydana gelmektedir. Yani ayağınızda romatizma vardır. Doktorun bu teşhisini duyan Temel :
-Ula toktor pey madem öyle diyeysunuz ama penum sağ ayağım hiç ağrımıyor o da öbür ayağımla aynı yaşta teğil midur.?????

BANA GÜVENMEYİN
Gazetede şöyle bir ilan çıkmış : "Bir müdür aranıyor.Yüksek tahsilli, İngilizce ve Fransızca bilen, askerliğini yapmış, 30 yaşından gün almamış, boyu 1.85'den yukarı ve bekar olması gerekir...
Temel başvurmuş :
-Ben demiş, yüksek tahsil şöyle dursun ilk mektebi bile zor biturdum.İnciluzce de Firansizca da bilmeyrum.Yaşım 45'den yukarı, boyum 1.67...
-Eeee, demişler.Ne demek istiyorsun?
Temel gayet ciddi :
-Bu ilanı verduğunuz müdürlük işi var ya, ha bu iş için bana güvenmiyesunuz demeye geldim...

BAŞLARINA BİRŞEY GELMİŞ Mİ?
Temel askerdeymiş. Teröristlerin köprünün altına gelip pusu kuracakları haberini almışlar. Temelin bölüğüde teröristlere operasyon düzenlemek için köprüde pusuya yatmışlar. Bir saat olmuş gelen giden yok, iki saat olmuş yok, beş saat olmuş yok.
Temel komutanın yanına giderek :
-Komutanım gidip bakıyım başlarına birşey gelmiş olmasın, demiş.

BENDE BAŞARILI BİR ERKEĞİM
Karadeniz'in erkekleri köy ve kasabalarda genelde önden giderler. Hanımları da bir kaç adım geriden onları takip ederdi. Trabzon'a gelen Musa Ağacık (Star Gazetesi köşe yazarlarından) önden giden adamı görünce dayanamaz durdurarak sorar :
-Beyefendi, sana demokrasi ve hak adına bir soru soracağım. -Buyur sor?
-Şu geriden gelen teyze hanımınız mı?
-Evet, ne olmuş?
-Demokrasi ve hak adına sen bu vaziyetten utanmıyor musun? Sen önde hanımın arkada.
-Niye utanayım ki? Her başarılı erkeğin arkasında bir hanım yok mudur?
-Vaaar!
-Eeee!Bende başarılı bir erkeğim.

BENDE TUTULDUM
Doktor Temel hastasına sorar :
-Verdiğim ilaçlar iyi geldi mu?
Hasta :
-Neden sordun?
Temel :
-Aynı hastaluğa pende tutildum da ondan.

BEN GERİ DÖNÜYORUM
Temel'e Dursun Karadeniz sahilinde oturuyorlarmış Temel Dursuna demiş ki :
-Gel beraber Amerika'ya yüzelim.
İki kafadar Karadeniz'den başlamışlar yüzmeye. Fıkra bu ya Amerika'ya yaklaşmışlar özgürlük anıtını görmüşler tam bu sırada bizim Temel :
-Dursun ben kesildum geri doneyrum, demiş.

BENİM ABİ DEVAM ET
Adamın biri yeni BMW siyle havalı havalı dolaşıyormuş. Kırmızı ışıkta durmuş. Bir kaç saniye sonra kamyon arkadan SHRANKKKKKK diye vurmuş. Adam dısarı çıkıp bakınca kamyondan Temel inmiş ve başlamış yalvarmaya :
-Abi etme eyleme ben bu üç kuruş maaşla bu arabanın aynasını alamam beni bağışla. Sen büyüksün abi yaptık bi eşşeklik bağışla abi beni.
Adam acımış Temel'e.Tam arabayı tamire götürürken yine bir kırmızı ışıkta durmuş. Yine arkadan kamyon geçirmiş buna. Sinirli sinirli çıkmış adam tekrar. Bi bakmış yine Temel!
Camdan bağırmış :
-Benim abi ben, devam et!

BEN ZATEN 8 FOTOĞRAF MAKİNESİ GETİRMİŞTİM
Temel'in vesikalık fotoğraf çektirmesi gerekir.Arkadaşı Dursun Temel'e :
-Sen şuraya bir çukur kaz ben fotoğraf makinesini alıp geliyorum, demiş.Bir süre sonra Dursun gelmiş bir de bakmış ki Temel 8 adet çukur kazmış.Dursun şaşırmış.
-Niye 8 tane çukur kazdın deyince.
Temel :
-8 adet fotoğraf çekmeyecekmiyiz.İşte onun için demiş.
Dursun ise :
-Hiç gerek yoktu.Ben zaten 8 tane fotoğraf makinesi getirmiştim, demiş.

BEYAZ AT BENİM
Temel ile Dursun iki tane at almışlar. Fakat devamlı karıştırıyorlarmış. Hangisi kimin atı belli değil. O yüzden Temel'in aklına parlak bir fikir gelmiş ve atın bir tanesinin kuyruğunu kesmiş. Dursun'un ona inat o da diğer atın kuyruğunu kesmiş. Temel bu sefer atın bir tanesine boya ile işaret koymus. Dursun'da ona inat aynı yere aynı boya ile diğer ata işaret koymuş. Bakmış ki böyle de olmuyor. Temel Dursun'a :
-Ha Tursun bak bu böyle olmayacak Beyaz at benimki, siyah at da seninki olsun, demiş.

BIYIK
Lazistan'ı gezmekte olan turist :
-Allah Allah, burada herkesin bıyığı var, demiş.
Temel, burnuna dikkat çekerek :
-Piz önemli ve değerli şeylerin altini çizeruz.

BİR KUZUDA EVDE
Bir inşaata amele alınacaktır. Alınacak elemanları kalfa Cemal'in seçmesi istenir.
Adaylar kalabalıktır. Bu durumda Cemal sınav yapmaya karar verir.
-Pize 1 kisi lazımdur. Pu nedenle sizu imtihan edeceğum. Bir ara gözü Temel'e ilişir. Burnundan tanımıştır. Hemşehrisini işe almak ister. Önce Temeli sınava alır ve sorar.
-Hemşerum söyle baa bakalum.. Sana 3 kuzu verdum, sonra 2 kuzu daha verdum kaç kuzu oldi?
-6 tane oldi. Cemal biraz bozulur ama çaktırmaz.
-Tabi bu soru biraz zor oldu piraz taha kolayini sorayum.
-Sana 2 kuzu verdum, sonra 1 tane taha verdum kaç kuzi oldi ?
-Tört kuzi oldi. Cemal sinirlenir, Ama hemsehrisinide işe almak ister.
-Peçi 1 kuzi verdim, sonra bir kuzi taha verdum kaç etti ?
-Üç etti. Bunun üzerine Cemal iki tokat çakar ve tekrar sorar.
-Pir kuzi verdum, kaç kuzin oldi?
-İçi tane. Cemal iyice sinirlenir ve Temeli iyice döver.
-Ulan hemşeru teyup işe almak istedum, sende tam salakmişsun. Ula sağa pir kuzi vermişsem pir kuzin olur anladun mi?
-Olir mi, der Temel.
-Penum evde bir kuzi de kendumin var.

BİR ŞANS DAHA VER
Öğretmen Temele kafayı takmış.İlla sınıfta bırakacakmış çocuğu diye millet dedikodu yapmış.Öğretmende halkın önünde Temeli sınav yapmaya karar vermiş.Stadta millet toplanmış.Ve öğretmen megafonla Temele sormuş :
-Yedi kere yedi kaçtır?
-Kırk tokuz demiş, Temel.
Bir saniye sonra staddakiler ayağa kalkıp hep bir ağızdan :
-Pi sanş taha ver, pi sanş taha ver, diye bağırmışlar.

BİSİKLET
Trabzonla Rize arasında bir zamanlar gümrük varmış. Temel hergün bisiklet ve önünde bir kum torbasıyla gümrükten geçermiş. Bir gün Gümrük Memuru bu durumdan kuşkulanmış. Temel'e :
-Dur. Ne geçiriyorsun gümrükten, demiş. Temel :
-Kum, demiş. Memur kum torbasına elini sokmuş karıştırmış gerçekten sadece kum varmış torbada. Bu olaydan sonra Temel yıllarca gümrükten bisikletle önünde kum torbası olduğu halde geçmiş. Yıllar sonra Trabzonda bir kahvede Temelle Gümrük Memuru karşılaşmış.
Gümrük Memuru :
-Ula Temel artık emekli oldum sana birşey yapamam gerçekten ne geçiriyordun gümrükten?, demiş.
Temel :
-Bisiklet, demiş

BİZ NE DEDİK
Temel bir gün hakimin karşısına çıkartılır.
Hakim Temel'e sorar :
-Evladim senin adın ne bakim?
Temel :
-Adım "Temel", fakat "Z" si yok.
Hakim biran düşünür ve Temel'e dönerek der :
-Evladım, "Temel"de "Z" yok ki! Temel hemen cevabı yapıştırır :
-Eeeee, biz ne deduk hakim bey?

BMW
Temel BMW almış ve on saatte Trabzon'a varmış. Dönüşte, BMW ile geri geleceğim karşılayın diye İstanbul'a telgraf çekmiş. Temel 40 saat sonra varmış, merakla sebebi sorulunca : -
Pu BMW'lerin ileri pes vitesi, ceride ise sadece pi vitesi var.